Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şiir/ Kargo - Birhan Keskin

"Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın. Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun. Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun. Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun. Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. M...

Şiir/ Zamana Benzedik - Şükrü Erbaş

"Mutluluğun geniş kapılarında Hayatın sürgüleri var. (Daracık ömrümüzde geniş sıkıntılar) Usul gülüşlerimizde hüzün lekeleri, Küçük ayrıntılara yöneldik nicedir. (İçedönük duygulu karamsar) İki yüzümüz vardı, iki güzelliğimiz. Umut ve sevgi, kırmadan aynaları (Alın kırışığımızda aynı suçun izi var) Yalnızlık biricik benzerliğimiz oldu Payımıza düşen o yanlış ilişkilerden. (Herkese acısı kadar) Ne konuşmalarımızda bir tat Ne susmalarımızda bir hikmet (Hep aynı boşluğa açıldı dar kapılar) Olur olmaz şeylerden alınır kırar olduk Zamana benzedik iyice, çekilmesi zor. (Aynaların ardında aynı kirin pası var)

Şiir/ Güz ve Yıldız - Şükrü Erbaş

"Günler yağmur alacasını giyindi Bulutlar indiler yere birer birer Sabahlar düşlerimiz kadar kısa Akşamlar ömrümüzün garipsi yükü Havada gurbet sürgünü türküler. Herkes kendi yalnızlığında yitik Erir bir suskunluğun tüneklerinde Hangi el aralar hangi yüz girer İçimiz sevgilere kapalı nicedir Dışımız eğreti yalan giysiler. Bu çat ayazlarda günsüz güneşsiz Unuttu gülmeyi nicedir yüzlerimiz Aydınlığı kirli sislerde silik Kan sularda yüreğimiz umut gemisi Bir kuzey yıldızında kaldı gözlerimiz."

Şiir / Ayrılıklar Öğretti Bana - Murathan Mungan

"vahşi bir bitki gibi kendi zehriyle çürümeyi ayrılıklar öğretti bana yüzümdeki buz buharlanıyor camların saydam kayıtsızlığında bakışlarım dalgın çivi, ölü pencere daha dündü herşey zamandaki inkâr mı, bendeki yarılma mı dünyayı bu kadar değiştiren herkesin gözü önünde şimdi var oluş kuşkulu, sessizlik tehlike, anılar cinnet değerinde yaralı bir hayvan nasıl sığamazsa dünyalara inanç tazeler gibi etimden taşıyorum parçalana parçalana biri öksürecek olsa apartıman aralığında kapılara fırlıyorum içimi çarpa çarpa sonra alt katların birinde kapanan kapı kopmuş bir halat öylece duruyor yokluğun ağzında salonun ortasında kara tabut sessizliğin bütün gücüyle bana bakan bir ölü kadar kayıtsız, zalim şu siyah eşya gün boyu tuzaktaki bir hayvan gibi bakıyorum çalsa, çalsa, bir çalsa bazen başkaları arıyor, bazen kötü bir şaka ucuzluğunda: yanlış numara günler, geceler, saatler, aylar zamanın ne olduğunu en çok ayrılıklar öğretti bana merdivende ayak sesleri içimin kapıları açılıyor her se...

Şiir/ Sevgilim - Murathan Mungan

"Sevgilim, yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını, kokunu senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken gün boyu elimde kahve fincanı kapıyı açmıyorum telefonlara çıkmıyorum başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların Sevgilim, yetimim benim, nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata öldüğünden haberi yok fotoğraflarının." (Kasım 1998)

Şiir/ Soneler I - Metin Altıok

"Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman; Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı, Dışarda rüzgâr acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum hüzünlü anneleri, Çarşıda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka; Bir şey yok paylaşacak acıdan başka."