Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şiir/ Bir Gün Ölürüm - Metin Altıok

"Uzak, solgun çocukluğum; Akşam alacası, kasaba, Çatılarda kargalar. Hüzünlü gençliğim; Sabahçı kahveleri, Umutsuz aşklar. Bir anı tüneği şimdi Yaşadığım geçmiş yıllar. Ben derim ki; Ömrüm, ömrüm! Mumlar neden eriyip sönerler de Tersine doğru yanmazlar Uzayarak yeniden Ve insan doğmak ister mi Bir daha ölmek için? Ölümü arayarak geçti Bunca yılım. Kötü annem. Beni komşunun oğlu kadar seven, Yok olan babamdı belki Ölüm tutkumu pekiştiren. Elbet bir gün ölürüm. Ömrüm ömrüm Ve yanan mum Koca bir fitil bırakan ardında Ne kadar benziyor birbirine. Zifiri karanlıktı gece. Mum bitti yanmadı tersine Beyaz mürekkeple yazdım Bu şiiri karanlığın üstüne. Ben derim ki; Geçip gider zaman. Geri alınmaz bazı şeyler. Ömrüm ömrüm Ve yanan mum biter. Soğur cehennem bile!"

Şiir/ Yol Şarkısı - Metin Altıok

"Eskiden bir sesim Vardı benim; Şimdi uzakta. Çınlar belki Bir köprünün altında. Yitirdiklerim de oldu Kazandıklarımın yanında. Eskiden bir yüreğim Vardı benim; Şimdi uzakta Çarpar belki Bir çocuğun odasında. Yitirdiklerim de oldu Kazandıklarımın yanında . Bir ben kaldım şimdi Tek yakın bana . Ama ben eskiden de Hep böyle Yalnız çıkardım yola."

Şiir/ Evde Yoklar - Metin Altıok

"Durmadan avuçlarım terliyor, inildiyor ardımdan Girdiğim çıktığım kapılar. Trenim gecikmeli, yüreğim bungun, Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar. Ne zaman bir dosta gitsem, Evde yoklar. Dolanıp duruyorum ortalıkta. Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim, Rakım bir türlü beyazlaşmıyor. Anahtarım güç dönüyor kilidinde, Nemli aldığım sigaralar. Ne zaman bir dosta gitsem Evde yoklar Kimi zaman çocuğum, Bir müzik kutusu başucumda Ve ayımın gözleri saydam. Kimi zaman gardayım Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar. Ne zaman bir dosta gitsem, Evde yoklar. Bekliyorum bir kapının önünde, Cebimde yazılmamış bir mektupla. Bana karşı ben vardım Çaldığım kapıların ardında, Ben açtım, ben girdim Selamlaştık ilk defa."

Şiir/ Ormanların Gümbürtüsünden - Metin Altıok

"Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden, Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden. Bir yüzük yaptım belli belirsiz, Eski bir gramafon sesinden. Bir yüzük serçe parmağın için, Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden. Bir yüzük yaptım terli bir yüzük, Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden. Yanmasını bilen bakır bir yüzük, Evime akım taşıyan elektrik telinden. Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki; Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden."