Ana içeriğe atla

İnci – John Steinbeck | 10 Alıntı


1.”Birlikte geçirdikleri yıllar onlara konuşmadan anlaşmayı öğretmiş, kelimelere gerek kalmamıştı. Kino keyifle içini çekti, böylelikle söylemek istediği her şeyi anlatmış oldu.”
(syf 10)
2.”Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildi. İsteğin fazlası, şansı kaçırabilirdi…”
(syf 25)
3.”Kasaba denilen şey, bir sürü hayvanına benzer. Tıpkı bir hayvan gibi onun da bir sinir sistemi, bir kafası, omuzları ve ayakları vardır. Her kasaba kendine özgü, benzersiz bir varlıktır; öyle ki şu koca dünyada birbirinin aynısı iki kasaba bulamazsınız.”
(syf 27)
4.”Çılgınca bir düştü bu, ama ne kadar da hoştu.”
(syf 31)
5.”İnsanoğlunun hiç gözü doymaz, ne kadar çok versen o kadar çok ister, denirdi hep. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Oysa insanoğlunu diğer türlerden ayıran, sahip olduklarıyla yetinen hayvanlara üstün kılan da bu özelliği değil miydi?”
(syf 31)
6.”Okuyacak benim oğlum, kitapları öğrenecek,” dedi. ” Yazı yazmasını da öğrenecek, hesap yapmasını da. O bunları bilince biz de özgür olacağız. O bilince artık bizde bileceğiz.”
(syf 32)
7.”İnsan bir kez geleceğini tasarlamışsa onu yaşamış sayılırdı…”
(syf 35)
8.”Talih denen şey insanoğlunun yaptığı planları hiç sevmez, kazara olanlar dışında insanın başarılı olmasını da istemezdi. Biliyordu ki felek, kendi çabalarıyla başarıya ulaşan bir adamdan muhakkak öcünü alırdı. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Kino plan yapmaktan oldum olası korkardı…”
(syf 35)
9.”Çünkü insanın doğası buydu, yaptığı işi sevsin ya da sevmesin yeteneği el verdiğince çabalar, elinden gelenin daha azıyla yetinmezdi…”
(syf 48)
10.”Gitmeye karar vermek ve bunu söylemek, yolun yarısını almak demekti.”
(syf 60)

İnci – John Steinbeck
Remzi Kitabevi  11. Basım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...