Ana içeriğe atla

Leyla ile Mecnun – Burak Aksak | 23 Alıntı

1. “Hayal kurarken bile canımı sıkabilirim."
syf 20
2. “Hayat zor, hayat acımasız. Ben de isterdim geçmişimden koşar adım kaçıp, yepyeni başlangıçlara doğru yelken açmayı. Ama ayağımda annemin terlikleriyle en fazla bakkala kadar gelebildim.”
syf 17
3. “Çünkü kimse birbirini tanımak için sabretmiyor artık. Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok.”
syf 21
4. “İnsan nasıl unutur sevdiğini dede ? Ben daha Beşiktaş’ın 92-93 sezonu kadrosunu bile unutmamışken, bu kızı nasıl unuturum ?”
syf 33
5. “Büyüdükçe gökyüzüne bakmayı da bırakıyor insan.”
syf 36
6. “Deplasmanda alınan 1 puan gibiyim. Küme düştüm düşücem ama hala bi’ puan altın değerinde diye kandırıyorum kendimi.”
syf 52
7. “Tüm mucizeler zamanla sıradanlaşır, bir sen aynı kalırsın Leyla. Benim gönlüm çöldü, sen o çölü bile deniz kıldın Leyla.”
syf 75
8. “Şu fersiz sokak lambalarının, gökyüzünde tabak gibi asılı kalmış dolunayın bile aydınlatmaya yetmediği uzun ince sokakları sen aydınlattın Leyla.”
syf 78
9. “Ah be İsmail abi. Ne vardı çocuk gibi sevinecek? Bu dünyada en çok çocukları üzerler be abi.”
syf 105
10. “Telefonlar akıllandıkça insanlar alıklaştı.”
syf 107
11. “Ne yaparsan yap, doğanın önünde duramazsın. O bi’ şekilde gösterir kendini, yaşamaya ve yaşatmaya devam eder.”
syf 111
12. “Gökdelenler şehrin mezar taşıdır.”
syf 111
13. “Bu dünyada insan en çok sevdiklerini üzüyor.”
syf 137
14. “İnsan en çok geçmişinden kaçıyor ama insanı en çok da geçmişi mutlu ediyor.”
syf 146
15. “Umudun bittiği yerde çaresizlik başlıyor. Dört duvar arasına sığmayan, nefes almanı bile zorlaştıran bir çaresizlik.”
syf 149
16. “Sevgi bazen nefretten bile tehlikelidir evlat.”
syf 150
17. “Zaman mı daha acımasız yoksa insan mı?”
syf 155
18. “Bazı güzellikler yalnızca kalabalıklar çekildiği zaman ortaya çıkarlar.”
syf 170
19. “Bir babanın sessizliği, yıkılmaz duvarları olan kale gibidir. Güven verir insana.”
syf 189
20. “Bu dünyadaki en büyük korkuymuş meğer sevdiğini kaybetme korkusu.”
syf 214
21. “Yalnız mutsuz olanlar bilirler gün doğmadan hemen önce denizin aldığı rengi.”
syf 221
22. “Hayatta hiçbir isteği olmamış, duaları bile kabul görmemiş insanlar için gerçekleşen hayaller hayli korkutucudur.”
syf 254
23. “İnsan umutlarına nasıl veda edebilir ki?”
syf 266

Leyla ile Mecnun

Küsurat Yayınları



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...