Ana içeriğe atla

Sevme Sanatı - Erich Fromm / 39 Alıntı



 1. "İnsanlar sevgiye açlar; mutlu ya da mutsuz biten sayısız aşk hikayesi izlerler, yüzlerce saçma aşk şarkısı dinlerler. Buna rağmen, pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu düşünür."

(syf 21)


2. "Aşk gibi sonsuz umutlar ve beklentilerle başlayan ve hiç şaşmadan yıkılan bir başka faaliyet ya da yatırım bulmak zor."

(syf 24)


3. “Başarı, itibar, para, güç, hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.”

(syf 25)


4. "Eşitlik, hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu, tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman herkesin eşit olacağı anlamına gelir."

(syf 36)


5. "Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe 'eşitlik' denmektedir."

(syf 37)


6. "Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansını bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?"

(syf 39)


7. "Olgun sevgi kişinin kendi bütünlüğünü, bireyselliğini koruyarak gerçekleştirdiği birliktir. Sevgi, kişiyi diğer insanlardan ayıran, duvarları yıkan, onu diğerleriyle birleştiren, insanın içindeki etkin güçtür."

(syf 42)


8. "Haset, kıskançlık, hırs, her çeşit açlık; bunların tümü tutkudur. Sevmek ise zorlama olmadan sadece özgür olunduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir."

(syf 43)


9. "Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin “içinde olmaktır”, bir şeye “kapılmak” değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir."

(syf 43)


10. "Öğretmen, öğrencileri tarafından eğitilir; tiyatro oyuncusu, izleyicileri tarafından başarılı kılınır. Psikanalist, tedavi ettiği hastası tarafından iyileştirilir. Ama tüm bunlar, kişilerin birbirlerini nesne olarak görmeyip aralarında sıcak, üretken bir ilişki kurdukları zaman gerçekleşebilir."

(syf 46)


11. "Çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etken (aktif) ilgidir."

(syf 47)


12. "Kişi, uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar.”

(syf 48)


13. “Eski Fransız şarkısının dediği gibi; l'amour est l'enfant de la libert, 'sevgi özgürlüğün çocuğudur'. O, asla zorbalığın çocuğu olamaz."

(syf 49)


14. "Olgunlaşmamış sevgi, ‘Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var’ der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise ‘Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum’ dur.

(syf 61)


15. "Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine 'Seni seviyorum' diyebiliyorsam, 'Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum' da diyebilmeliyim."

(syf 66)


16. "Birini sevmek sadece güçlü bir duygu değildir; bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür."

(syf 76)


17. "Emek sahipleri güç ve hünerlerini var olan piyasa koşulları altında sermaye sahibine satmak durumundadırlar, aksi halde açlıktan ölürler, Bu ekonomik yapı değerlerin hiyerarşisini yansıtır. Sermaye emeğe buyurur,, sonunda cansız., ruhsuz şeyler, yaşayan emekten, insanoğlunun gücünden daha değerli hale gelir."

(syf 104)


18. "Sevgi mucizeler yaratabilir, ama hiç kimse onun kadar yaralayamaz."

(syf 116)


19. "Çağdaş insan içinde bulunduğu anı yaşamaz, geçmişte veya gelecekte yaşar. Duygusal bir şekilde çocukluğunu ve annesini anımsar ya da gelecek için mutluluk planları yapar."

(syf 118)


20. "Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendisinin varlığının özünden tutarsa, gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığının da sevgisinin temeli de işte bu 'özden tanıma' deneyimidir."

(syf 121)


21. "Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür, yaşama gücünü en fazla kâr getirecek bir yatırım olarak görmekte, kişilik pazarında yerini almaktadır. Kendisinden, diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur. Artık dileği, hünerlerini, bilgisini ve kendisini, yani 'kişilik paketini' alışverişin kendisi gibi dürüst ve kârlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektir. Yaşamın ilerlemekten başka amacı, kârlı bir alışverişten başka ilkesi, tüketmenin dışında başka doygunluğu yoktur."

(syf 123)


22. "Bir insana salt kendi kendime yetemediğim için bağlıysam o kişi ancak bir can simidi olabilir. Aradaki bağın sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur."

(syf 131)


23. “Sevme sanatını ele alırsak bunun anlamı şudur: bu sanatta ustalaşmak isteyen biri disiplini, yoğunlaşmayı ve sabrı tüm yaşamına uygulamaya başlamalıdır.”

(syf 130)


24. "Çoğu insan diğerlerini gerçekten dinlemeden dinler görünür, hatta öğüt bile verir. Karşısındakinin konuşmasını ciddiye almadıkları gibi kendi konuşmalarını da ciddiye almazlar.

(syf 133)


25. "Gençlerimize kişinin eğlence adamı olarak değil de insan olarak başarıya ulaşabileceğini göstermek istiyorsak onların geçmişte ve bugün insana, insan olarak neler yapabileceğini kanıtlayan kişilerimizi tanımalarını sağlar, tüm çağların geçmiş en büyük edebiyat ve sanat eserlerine dikkatlerinizi çekeriz, Böylece kafalarında doğru ve yanlış şeylerin ne olduğuna ilişkin ışık yakmış oluruz."

(syf 136)


26. "Sevgi, narsizmin hemen hemen olmadığı alçak gönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır. Kişi tüm yaşamını bu amaca adamalıdır."

(syf 139)


27. "Zor ve inanç birbirlerinin tam karşıtı oldukları için, düşünsel inanç üstüne temellendirilmiş tüm dinsel ve politik sistemler zora dayanmaya başladıklarında güçlerini yitirir."

(syf 144)


28. "Sevmek, kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişide de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir, inancı az olanın sevgisi de azdır."

(syf 146)


29. "Sevgiden söz etmek 'boş öğütler vermek' değildir, çünkü sevgiden söz etmek en basitinden en temel ve gerçek gereksinimden söz etmek demektir."

(syf 150)


30. "Birini hakikaten tanımadan ona saygı duymak mümkün değildir."

(syf 164)


31. "Sevgi kadar böylesi muazzam umut ve beklentilerle başlamış olan ama yine de sürekli olarak başarısızlığa uğrayan başka herhangi bir girişim yoktur."

(syf 165)


32. "Sevgi üzerinden bir sorunu çözmeyi seçmek, hüsrana katlanma cesareti ve başarısızlıklara rağmen sakin kalabilmeyi gerektirir."

(syf 169)


33. "Uyum ya da çatışma, neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır. Önemli olan iki insanın birbirlerini varlıklarının temelinden yaşaması, kendi kendilerinden kaçmak yerine birbirleriyle bütünleşirken kendi kendileriyle bütünleşmeleridir."

(syf 177)


34. "Gözlerim olduğu için görmeye ihtiyacım var, kulaklarım olduğu için duymaya ihtiyacım var, beynim olduğu için düşünmeye ihtiyacım var ve bir kalbim olduğu için hissetmeye ihtiyacım var. Kısacası ben insan olduğum için, insana ve dünyaya ihtiyaç duyuyorum."


Karl Marx

35. "Bir insanı sevdiğine inanan ama aynı zamanda yaşamı sevmeyen biri başka birini arzulayabilir, onu isteyebilir ona tutunabilir ama aslında onu sevmez."

(syf 185)

36. "Bugüne kadar, hayalimde canlandıramadığım şeyler hakkında düşünme yetisine asla sahip değildim ve asla da bunu kazanamamışımdır."

(syf 196)

37. "Ne siyasette ne de başka yerde sırf benim çizgimi destekledikleri için yanılsamalara sarılmam. Yalanlar bizi bir partiye bağlayabilir ama en nihayetinde insanı özgürleşmeye götürecek olan tek şey hakikattir."

(syf 197)

38. "İnsanların savaşın tehlikelerine karşı bu kadar pasif kalmalarının sebebinin aslında insanların çoğunluğunun yaşamı sevmemesinde yattığına dair ani bir iç görüden ortaya çıkıverdi. Onların barış sevgisine veya savaş korkusuna değil de yaşam sevgilerine seslenirsek bunun çok daha etkili olabileceğini düşündüm."

(syf 199)

39. "Her insanın içinde dönüşebileceği şeyin en ideali mevcuttur ve bir de asla dönüşemeyeceği şeyler vardır. Çok fazla sayıda insan, hayatlarını olamayacakları bir şeye dönüşmeye harcıyor ve bunu dönüşebilecekleri şeyi görmezden gelerek yapıyorlar... Yani bir insanın öncelikle dönüşebileceği ve dönüşemeyeceği şeylere dair belirli bir imgesi olmalıdır, kişi kısıtlarını ve olasılıklarını bilmelidir."

(syf 199)


Sevme Sanatı - Erich Fromm

Say Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...