1. "İçinde bir kavga olduğu belliydi; ama zihni henüz bu kavgaya karışmıyordu."
(syf 8)
2. "Sen yalnız büyük ve acı sözler söylemekte ustasın.”
(syf 13)
3. "İnsanı, yalnız insanı anlatın bana, insanı sevin."
(syf 32)
4. "Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir."
(syf 32)
5. "Hiçbir şeyden umudu kesmemeli. İnsan kendini bir bıraktı mı yandı!"
(syf 42)
6. "Tarih ona yalnızca insanlığın ne kadar zavallı olduğunu öğretmişti: Bir dönemde insanlık felaketlere uğruyor, mutluluğunu yitiriyordu; sonra bütün gücüyle çalışıp çabalamaya koyuluyor, iyi günlere kavuşmak için türlü cefalara katlanıyordu. Nihayet tarihin bir döneminde insanlık rahata kavuşacak gibi oluyor; artık tarihin kendisi de rahat edecek, diyorsunuz. Nerede? Tekrar işler bozuluyor; her şeyin altı üstüne geliyor; insanoğlu yeniden çalışıp çabalamaya başlıyordu... Güzel günler bir türlü sürmüyor; hayat değişiyor, her şey durmadan bitip yeniden başlıyordu."
(syf 74)
7. "Düşlere, tatlı hayallere dalmak ihtiyacını duyuyordu."
(syf 90)
8. "Hayat bu, hayat, der ; kimi ölür, kimi doğar, kimi evlenir. Biz de boyuna yaşlanıyoruz. Değil yıllar, günler bile birbirine benzemiyor. Ne iştir bu. Keşke bugün tıpkı dün gibi, dün de tıpkı yarın olsa, ne güzel olurdu... İnsan düşündükçe kötü oluyor..."
(syf 153)
9. "Yeni girişimler hayırlı da olabilir, ama insanın rahatını kaçırır; hayatı altüst eder, kaygılar getirir. Öteye beriye koş, satın al, sat, yaz, yaz, yani durmadan hareket… Hayatla bu kadar oynamaya gelmez."
(syf 157)
10. "Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü sebebini başkalarında değil, kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha solmadan atardı; böylece her zevkin dibindeki acı tortuyu tatmazdı."
(syf 198)
11. "Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de açgözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor."
(syf 213)
12. "Hayat konusunda şairim, çünkü hayat bir şiirdir. Onu insanlar berbat ediyor."
(syf 220)
13. "Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. Daha iyisini de bulamadim, göremedim, kimse de göstermedi."
(syf 227)
14. "Benim içimde ne yakıcı, ne de kurtarıcı hiçbir ateş yanmadı. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; bir sabah ki yakıcı öğlesi geçtikten sonra yavaş yavaş solsun ve kendiliğinden akşama karışsın. Hayır, benim hayatım, sönmüş başladı. Tuhaf, fakat böyle. Kendimi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim. Sönüşüm dairede, evrak başında oturduğum zaman başladı; sonra kitapları okuyup da onlarda hayatta kullanamayacağım gerçekler buldukça, dostlar arasında dedikodular, alaylar, soğuk, kötü, boş gevezelikler dinledikçe, gayesiz, sevgisiz toplantılara katıldıkça daha da kötü oldum."
(syf 226)
15. "İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat."
(syf 286)
16. "İçinizdeki güç canlandığı zaman, derdi, çevrenizdeki hayat da yeni bir anlam kazanacak, şimdi görmediğiniz şeyleri görecek, işitmediğiniz şeyleri işiteceksiniz."
(syf 290)
17. "Siz sevginizi her gün yeniden duymak istiyorsunuz: Sevmekle âşık olmak arasındaki fark bu olsa gerek."
(syf 297)
18. "Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum: 'Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek...'"
(syf 310)
19. “İnsan her önüne çıkanı bir hata diye atacak olursa, doğruya ne zaman rastlayacak?"
(syf 320)
20. "Bu ne iştir? dedi. Demek aşk da geçiyor. Bense öyle sanıyordum ki âşıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgârsız, hareketsizdir. Halbuki sevgide de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor... Bütün hayat gibi."
(syf 325)
21. "Ancak dürüst olmayan insanlar kendilerinden istenen şeyi yapmamak için istenmeyen ve yapılmayacak fedakarlıklardan söz ederler."
(syf 435)
22. "Duygulusun. Ama bir kumru gibi.
Başını kanadının altına sokuyor ve öylece kalıyorsun. Bütün hayatını tavan arasında ötmekle geçirebilirsin. Ama ben öyle değilim. Bu kadarı bana yetmez. Ben başka seyler istiyorum."
Yorumlar
Yorum Gönder