Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Roman etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig Son Kısım

    Umutsuzluk - Eugene Laermans    Ben yaşamı daha önce hiç bu denli arzuyla yaşamamıştım -bundan eminim ve şimdi biliyorum ki, kendiyle ilgili durumlar karşısında kayıtsızlaşan herkes (tek çare olarak) bir suç işleyecektir. Kendi kendimi anlamaya başladığımdan beri diğer pek çok şeyi de anlıyorum: Açlıkla bir vitrini seyreden birinin bakışları beni kahreder, bir köpeğin neşeyle sıçrayışı büyüleyebilir. Bir anda her şeyi görmeye başladım, artık hiçbir şey sıradan değil benim için. Gazetede her gün bana heyecan veren yüzlerce şey okuyorum (eskiden sadece eğlence ve müzayede programlarına bakmak için karıştırırdım), eskiden canımı sıkan kitaplar şimdi kendilerini bana açıyorlar. Ve en ilginci de insanlarla artık sohbet denilen şeyin dışında da konuşabiliyorum. Yedi yıldan beri yanımda çalışan uşağımla ilgilenmeye başladım, onunla sık sık konuşuyoruz, eskiden hareketli bir sütunun önünden geçer gibi görmeden önünden geçip gittiğim apartman görevlisi ge...

Şeker Portakalı - José Mauro de Vasconcelos Son İtiraf Bölümü

              Child with a Dove - Pablo Picasso    Seneler geçti, sevgili Manuel Valadares. Bugün kırk sekiz yaşındayım ve bazen kendimi hasrete öyle kaptırıyorum ki hâlâ çocuk olduğumu zannediyorum. Her an ortaya çıkıp bana sinema yıldızı kartları ya da misketler getireceksin sanki. Hayatın şefkatli yanını bana sen öğrettin, sevgili Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim, çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor. Şefkat göstermek beni bazen mutlu ediyor, bazense yanıltıyor, ki bu ikincisi daha sık oluyor.    O günlerde, yani beraber geçirdiğimiz günlerde, henüz hiç duymamıştım, uzun yıllar önce bir Budala Prens' in gözlerinde yaşlarla bir sunağın önünde diz çöküp ikonlara sorduğu şu soruyu: “KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA HER ŞEYİ NEDEN ANLATMAK GEREK?”    Hakikaten de sevgili Portuga, bana her şeyi çok erken anlattılar. Hoşça kal!               ...

Satranç - Stefan Zweig Kitabından Bir Bölüm

         The Prisoner, 1878 - Nikolai Yaroshenko    Tek tek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna, dışarıya tümüyle kapalı bir odaya hapsetmekle, sonunda dudaklarımızin açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil, ama iç dünyalarımızdan kaynaklanması amaçlanmıştı. İlk bakışta bana ayrılan oda hiç de rahatsızmış gibi gözükmüyordu. Odada bir kapı, bir yatak, bir koltuk, bir lavabo ve parmaklıklı bir pencere vardı. Fakat kapı gece gündüz kapalı duruyordu, masanın üstünde kitabın, gazetenin, tabaka kâğıdın, kurşunkalemin bulunması yasaktı, pencere bir yangin duvarına bakıyordu; kendi Ben’imin çevresinde ve dahası bedenimde mutlak anlamda hiçlik inşa edilmişti. Elimden her şey alınmıştı, zamanı bilmeyeyim diye saat, bir şey yazamayayım diye kurşunkalem, bileklerimi kesmeyeyim diye bıçak alınmıştı; hatta bir sigara gibi en küçük bir kendini uyuşturma aracı bile yasaklanmıştı. Tek kelime söylemesine ve herha...

Tolstoy - Ivan İlyiç'in Ölümü Kitabından Bir Bölüm

*  Edvard Munch ,  Sick Mood at Sunset. Despair , 1892    Ve İvan İlyiç güzel yaşamının en iyi anlarını seçip ayırmaya başladı zihninde. Fakat -tuhaftır- bir zamanlar çok güzel bulduğu anların hiçbiri artık öyle gelmiyordu. Çocukluğuna dair ilk anıları dışında hiçbiri. Çocukluğunda, şu anda yeniden yaşayacak olsa yine güzel bulacağı gerçekten hoş şeyler vardı. Ama o hoşluğu yaşamış adam artık yoktu: Bütün bunlar bir başkasının anılarıydı sanki.    Sonucunda şimdiki kendisini var edecek, bugünkü İvan İlyiç’i oluşturacak şey başladığı anda, bir zamanlar onu çok mutlu eden, güzel diye nitelendirdiği her şey toz gibi dağılıp gidiyor, hiçe dönüşüyor, hatta çoğunlukla bayağılaşıyordu.    Çocukluğunu ne kadar geride bırakıp bugüne ne kadar yaklaşırsa, sevinçleri de o kadar değersizleşip kuşkulu bir hal alıyordu. Hukuk okulundan başladığı söylenebilirdi bunun. Her şeye karşın iyi, güzel şeyler vardı orada: Neşe, dostluk, umut gibi. Ama sınıflar büyüdükçe ...

Ölü Canlar - Gogol/ 23 Alıntı

 1.  "Hakkında okuduğu şey değildi onun hoşuna giden, daha çok okumanın kendisi ya da daha doğru söylemek gerekirse, okuma sürecinin kendisi." (syf 53) 2.  "Sakin bir yerde yaşamaktan, manzara izlemekten ve ara sıra kirap okumaktan daha hoş hiçbir şey olamayacağını söyledi." (syf 64) 3.  "Bazıları, bir şeyi akıllarına koymaya görsünler, dünyada çıkaramazsınız; gün gibi açık deliller sunun onlara, hiçbirisi kar etmez, lastik top gibi sıçrar onların ötesinden berisinden." (syf 91) 4.  "Şu dünyanın düzeni bir tuhaf: Uzun uzun seyrettiğin neşeli bir şey, kederli bir şeye dönüşüverir anında." (syf 97) 5.  "Neden en neşeli, en kaygısız anlarımızda bile, tuhaf bir esintinin zihnimize şöyle bir değip geçmesine engel olamayız? Gülüşümüz bütünüyle silinmemiştir belki yüzümüzden, fakat aynı insanların arasında olmamıza rağmen değişivermiştir artık, yeni bir ışıkla aydınlanmıştır bakışlarımız..." (syf 98) 6.  "Dünyada başlı başına bir varlık d...