Ana içeriğe atla

Ölü Canlar - Gogol/ 23 Alıntı



 1. "Hakkında okuduğu şey değildi onun hoşuna giden, daha çok okumanın kendisi ya da daha doğru söylemek gerekirse, okuma sürecinin kendisi."

(syf 53)

2. "Sakin bir yerde yaşamaktan, manzara izlemekten ve ara sıra kirap okumaktan daha hoş hiçbir şey olamayacağını söyledi."

(syf 64)

3. "Bazıları, bir şeyi akıllarına koymaya görsünler, dünyada çıkaramazsınız; gün gibi açık deliller sunun onlara, hiçbirisi kar etmez, lastik top gibi sıçrar onların ötesinden berisinden."

(syf 91)

4. "Şu dünyanın düzeni bir tuhaf: Uzun uzun seyrettiğin neşeli bir şey, kederli bir şeye dönüşüverir anında."

(syf 97)

5. "Neden en neşeli, en kaygısız anlarımızda bile, tuhaf bir esintinin zihnimize şöyle bir değip geçmesine engel olamayız? Gülüşümüz bütünüyle silinmemiştir belki yüzümüzden, fakat aynı insanların arasında olmamıza rağmen değişivermiştir artık, yeni bir ışıkla aydınlanmıştır bakışlarımız..."

(syf 98)

6. "Dünyada başlı başına bir varlık değil de, varlığın üzerindeki bir leke yahut nokta olarak yer tutan insanlar vardır."

(syf 143)

7. "Çok eskiden, geri dönmemecesine uçup giden o çocukluk yıllarımda, yabancı bir yere ilk kez gelmek ne çok heyecanlandırırdı beni; küçük bir köy de olsa vardığımız, bir taşra kasabası, yahut yoksul bir şehir, meraklı çocuk bakışlarım bir sürü ilgi çekici ayrıntıyı keşfedebilirdi önüne seriliveren manzarada. Herhangi bir yapı, belirgin bir özelliğiyle göze çarpan bir nesne, şaşkınlık içinde duraksamama neden olurdu."

(syf 157)

8. "O yumuşak gençlik yıllarından acımasız yetişkinliğe geçerken, bütün insaniyetinizi almayı unutmayın yanınıza, yol üstünde bırakmayın onu sakın, koyduğunuz yerde bulamayabilirsiniz! Çünkü yaşlılık sert ve korkunç, hiçbir şeyi geri vermiyor insana! Mezar bile daha merhametlidir ondan, ne de olsa mezar taşınıza şöyle yazarlar: 'Burada bir insan yatıyor!' Oysa ki insanlığını terk etmiş yaşlılığın soğuk, duygusuz çizgilerinde hiçbir şey okuyamazsınız."

(syf 178)

9. "Hayat dediğin nedir ki? Acılarla dolu bir vadi."

(syf 216)

10. "Hepimizin, kendimizi bağışlamak gibi küçük bir zaafı yok mudur?"

(syf 233)

11. "Korku, vebadan bile bulaşıcıdır, saniyesinde iletilir kişiden kişiye."

(syf 252)

12. "Ne tuhaf, ne çekici, ne sürükleyici, ne büyülü sözcüktü 'yol'! Yolun kendisi de öyledir hem; aydınlık bir gün, sonbaharda yapraklar, soğuk hava..."

(syf 283)

13. "Boş ver!" dedi kendisine. "Bir şeyi tuttun, sürükledin, günü geldi koptu, sızlanmadan geçip gideceksin. Gözyaşlarının acıya faydası yok."

(syf 296)

14. "Kendi kusurları öyle bir hasta etmiş ki onu, kötü şeylerden ötesini göremiyor artık gözleri."

(syf 313)

15. "Neyse ki gençlik, geleceği olduğu düşüncesiyle teselli bulabilir."

(syf 322)

16. "İnsan her yerde keyif alacağı bir şeyler bulmaz mı? Ne kadar soğuk ve iç karartıcı görünse de."

(syf 323)

17. "Keşke bütün o hukuk ve felsefe kitaplarını hatmedeceğine, insanı tanıyabilseydi birazcık."

(syf 329)

18. "Yalnızlık insanda büyük düşünceler doğuruyor."

(syf 338)

19. "Yürüyüşe çıkan adamın aklına neler gelmez ki bazen, can sıkıcı şimdiki zamandan uzaklaştırır, kışkırtır, canlandırır insanı hayal gücü. Düşlediği şeylerin hiçbirinin gerçekleşmeyeceğini bilse bile, o hoş duygu içinde kalır insan bir süre!"

(syf 341)

20. "Zira dünyayı görmek, hayatın döngüsünü izlemek, ne derseniz deyin, canlı bir kitap okumaya benzer; ikinci bilimdir seyahat."

(syf 364)

21. "Çok şey yapmak istiyor, hiçbir şey yapamıyoruz."

(syf 397)

22. "Kendi kendisini eğitememiş biri, çocuklarını nasıl eğitsin?"

(syf 418)

23. İnsanlar hırslarını bırakıp, birbirlerini kemirmeye son vermezler ve ruhlarının kurtuluşunu düşünmezlerse, yeryüzünde rahat ve varlıklı bir hayat sürdüremeyecekler."

(syf 443)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...