Ana içeriğe atla

Celile – Osman Balcıgil | 26 Alıntı



1. “O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli 
açan bir ev.
(…)
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda 
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve…”
Nazım Hikmet
(syf 313)
2. “Son zamanlarda, kopartıp buruşturduğu her takvim yaprağıyla birlikte, kalbi daha hızlı çarpar olmuştu.”
(syf 7)
3. “Endişenin de tıpkı korku gibi bulaşıcı olduğunu gayet iyi biliyordu.”
(syf 51)
4. “Söyler misin bana Marcel, nasıl yetiştireceğiz çocuklarımızı böyle bir dünyada?”
(syf 67)
5. “Ben değilsem kim? Şimdi değilse ne zaman?”
(syf 73)
6. “Ne yazık ki mutsuzluk, mutluluğun ikiz kardeşidir!”
(syf 91)
7. “Keşke anlatabilseydim sana, insanın içinden bir parça koptuğunda neler hissettiğini…Ama ne kabil…”
(syf 94)
8. İnsanı insan yapan ve adına “duygu” denilen “çok özel hal”, konuşmadan, anlatmadan, iç dökmeden ortaya çıkmıyordu, berraklaşmıyordu, karara bağlanamıyordu.
(syf 160)
9. “Sisli bir sabahtı henüz 
Etrafı bürümüştü bir duman
Uzaktan geldi bir ses ah aman aman!
Sen bu feryad-ı vatanı dinle işit
Dinle de vicdanına öyle hükmet
Vatanın parçalanmış bağrı
Bekliyor senden ümit.”
Nazım Hikmet
(syf 166)
10. “Ah Marcel, nasıl geldi insanlık bu duruma? Kim getirdi? Yoksa hep böyleydi de ben mi farkında değildim?”
(syf 172)
11. “Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,
Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,
Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,
Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.”
Yahya Kemal
(syf 207)
12. “Aşk olmalı, güzelliğin öteki adı.”
(syf 207)
13. “Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
Yahya Kemal
(syf 220)
14. “Muallimim olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremeyeceksiniz.”(Nazım Hikmet’ten Yahya Kemal’e)
(syf 227)
15. “Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi,
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.”
Yahya Kemal
(syf 238)
16. “Rüyaya daldıran şarabın sun
Önümde gönlümle gelirken dize,
Şu yanan alnıma bir kere dokun,
Azize, gözleri nurdan Azize!”
Nazım Hikmet
(syf 247)
17. “Benim ülkemin insanları, ancak kendi bayraklarının altında, kendileriyle ilgili kararları bizzat kendileri verdiklerinde mutlu olabilirler. Demek istediğim, bağımsızlıkları uğruna canlarını vermekten imtina etmezler. Bunu seve seve yaparlar.”
(syf 266)
18. (…) Her sıyrılışında palası kınından
Eğilip dörtnala giden atından
Boşluğa bir kafa yuvarlanıyordu.
Önünde kaçarken bu kahpe ordu
Ala boyuyordu mor cepkenini…”
Nazım Hikmet
(syf 278)
19. “Bazı genç şairler modern olsun diye mevzusuz şiirler yazma yoluna sapıyorlar.Size tavsiye ederim gayeli şiirler yazınız.” (Mustafa Kemal’den Va Nu ve Nazım Hikmet’e)
(syf 302)
20. “İstanbul’da yaşayan sivil ve asker tüm aydınlar, Mustafa Kemal Paşa’nın yabancı basına verdiği demeci konuşuyor sevgili Marcel. Ülkemde uygulanacak siyasal sistem için ‘cumhuriyet’ demiş Paşa verdiği bir beyanatta…”
(syf 307)
21. “Dertlerin mi beni bulma istidadı var yoksa ben mi bir tuhafım da gidip dertlere kapılanıyorum.”
(syf 317)
22. “Demek böyle oluyormuş, bizi tanıyan her insanın dünyadan çekilmesiyle , biraz daha azalıyormuşuz.”
(syf 323)
23. “Kötüye doğru gidiş başlamışsa, önü alınamıyor.”
(syf 330)
24. “Bazı insanlara hasta olmak yakışmıyor.”
(syf 330)
25. “Büyük yaşamış insanlar, tıpkı filler gibi ölmeli.”
(syf 330)
26. “Düşünen, aydın insanların kaderi midir örselenmek, horlanmak, aşağılanmak?”
(syf 353)

Celile – Osman Balcıgil
Destek Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Y'ol - Birhan Keskin / 8 Alıntı

1.  "Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştum ilk o zaman. Ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan." (syf 21) 2. "Beyhude insanın yuva arayışı ama yine de yuva arar insan.” (syf 28) 3. "Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine." (syf 33) 4. "Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin. Titreme daha fazla kalbim." (syf 35) 5. "Ben seninle sevgilim Mutsuz ama bahtiyardım." (syf 38) 6. "Oysa her aşık önce kendine sonra yanındakine cellat." (syf 49) 7. "Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir." (syf 53) 8. "Ben bu çıldırmış vaktin, ben bu yılan zamanın Paramparça edilmiş şairiyim." (syf 53)

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...

Şiir/ Soneler I - Metin Altıok

"Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman; Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı, Dışarda rüzgâr acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum hüzünlü anneleri, Çarşıda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka; Bir şey yok paylaşacak acıdan başka."