Ana içeriğe atla

Grapon Kağıtları - Didem Madak / 19 Alıntı




1. "Vişne bahçeleriyle dolu,
Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin."

(syf 17)

2. "Yüzümdeki çillerden başka
İsyan eden biri yok hayatımda."

(syf 18)

3. "İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim, biri mutsuz."

(syf 20)

4. "Dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da
birlikte gidelim."

(syf 20)

5. "Ben çekildiğim her fotoğrafta
Defolu bir kelebek gibi çıkarım."

(syf 20)

6. "Gecenin vitrinine konulmuş
Büyük bir yakut parçasıydı sabah
Mahalle kahvelerinde
Sıcak çaydan adamların
Yüzleri ağarırdı ilk ışıklarla
Gençlerin güzellerinin makbul olduğu
Tek ülkeydi ülkem
Benimse yüreğim
Koltuk altına sıkıştırılmış,
Yenik bir tavla maçı ertesiydi."

(syf 28)

7. "Sevinçli bir kalp sevinçli bir çocuğa benzer
Koşmak ister,
Salıncağa binmek ister..."

(syf 33)

8. "Kalbim neden isli bir şehir? 
Kalbim! Neden ben? 
Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim."

(syf 36)

9. "Neden sen böyle çocukluk resmiydin kalbim?"

(syf 37)

10. "Kalbim neden ben?
Sırf sevinesin diye seni bir kere bile 
Elinden tutup parka götürmedim."

(syf 38)

11. "Hayatımın üstünde imkansız kuşlar uçuyor."

(syf 39)

12. "Ne tuhaf acıyla hiç konuşamamak."

(syf 41)

13. "Seni sevince kıpırdayan her şiiri
Kahverengi bir çaydanlıkta saklıyorum."

(syf 43)

14. "Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım."

(syf 44)

15. "Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
Güneşi özledim, sonra seni
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım."

(syf 44)

16. "Ne bir şarkısın,
ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın."

(syf 45)

17. "Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen 
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?"

(syf 50)

18. "Bir gül, bir güle derdi ki görse 
Yalan söylüyorum 
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım."

(syf 50)

19. "Bazı şarkılar vardır
Kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır."

(syf 52)



Grapon Kağıtları - Didem Madak

Metis Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...