Ana içeriğe atla

Haydar Ergülen - Üzgün Kediler Gazeli / 28 Alıntı



1. "O bir çay istemişti, trenin içinde
Biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
Ben yalnız kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!"

(sayfa 11)

2. "Oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!"

(sayfa 11)

3. "Kimi geçtik, kimseye sorabilirsin."

(sayfa 11)

4. "Yetiş bana kalbim senden usandım."

(sayfa 12)

5. "Sana küstüğümde sen yoktun daha
Yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin
Kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin
Şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna."

(sayfa 18)

6. "Ben çölü sende kaybedince bildim
Çünkü ben uzaklığı sende kaybettim."

(sayfa 25)

7. "Çölünden ne yağsa gönlüm şimdi, kum."

(sayfa 25)

8. "Kimse kimsenin çölünü görmüyor, neresidir."

(sayfa 25)

9. "Bana bir şiir söyle, sen gazelsin."

(sayfa 28)

10. "Yaşadığımız hayattan alacağı varsa yaşanmayanın
ne anlamı kalır yalnızca yaşadığını hatırlamanın."

(sayfa 29)

11. "Gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
Gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak
...
"Gözlerin şehirden yeni ayrılmış
Gibi dolu, gibi ürkek, gibi, konuşkan."

(sayfa 31)

12. "Zeytini dinledim beklemeyi öğrendim, akasyadan gitmeyi,
Vuslatı ceviz ağacından, limonun dediği ayrılığı ve aşkı nardan."

(sayfa 34)

13. "Ne uzun bir sefermiş yalnızlık, gemisiz, kaptansız, adasız
Gözlerin terk ettiği bir bahçede ağaç olmak, dalsız, yapraksız."

(sayfa 36)

14. "Bazen bir gülüşten doğar keder, üstü ikindi
bazen bir kasaba parkıdır sevindikçe gölgeli."

(sayfa 37)

15. "Aşk denizinde fener yokmuş âşığa ne gam
Aşk ikliminin ışığı da gölgesi de hep akşam."

(sayfa 38)

16. "Ne keder ne yalnızlık, bazen mutluluk da eskitir bir şiiri."

(sayfa 47)

17. "Aşıklar ve şairler dil bilmez, acıdan başka
soru işareti gibi sevinir,
ünlem gibi ağlarlar,
virgül bile yetişemez gözyaşlarının hızına!"

(sayfa 57)

18. "Kederliyim, gölgesinin terk ettiği bir kasaba kadar yorgunum, kanatları gurbette bir güvercin gibiyim."

(sayfa 61)

19. "Herkes içinde üç-beş yalnız besliyor
herkesin gözü başkasının yalnızlığında."

(sayfa 63)

20. "Ve galiba yalnızlığın bol gelmesinden
içimizdeki bu kalabalık
öyle korktuk ki yalnızlığımızdan
kimseye bırakmadık!"

(sayfa 63)

21. "Dilde kardeşlik vardı da bir kanatlık
yer yoktu kimsenin kalbinde konacak."

(sayfa 63)

22. "Ben başkasının kervanı olsaydım
kumu değil harflerdeki çölü geçerdim."

(sayfa 78)

23. "Ben başkasının yalnızlığı olsaydım
geceden başka sebep aramazdım şiire."

(sayfa 81)

24. "Üşümüş bir sokak kedisinin kirli burnunu
kağıt mendiliyle silen o küçük kız olmak isterdim."

(sayfa 93)

25. "insan uzaklığı kadardır
ve insanın ancak uzaklığı kadar şiiri vardır."

(sayfa 103)

26. "Aşk bazen şiiri bekler olmak için."

(sayfa 103)

27. "Ve yalnız geçilen gece şiire çıkar."

(sayfa 104)

28. "Elimde hangi kelimelerin kaldığım bilmiyorum
ve geride kalanların merhametine sığınıyorum."

(sayfa 113)


Haydar Ergülen - Üzgün Kediler Gazeli

Kırmızı Kedi Yayınevi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tutunamayanlar - Oğuz Atay Kitabından Alıntılar

 1.   "Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu." (syf 31) 2. "İnsanlar düşüncelerimize uygun biçimler almıyor." (syf 32) 3. "Bir cümle kaldı yalnız aklında: ''Güzel bir gün ve ben yaşıyorum.'' (syf 36) 4. "Öğrendikten sonra, bütün zorluklar geride kaldıktan sonra; vücudun her parçasında, başlangıçta bu makine kadar kör ve inatçı olan direnmenin yumuşadığını, dokunmanın mümkün olduğunu gördüğü zaman, yazık ki geçiş süresini unutuverir insan." (syf 36) 5. “Karı-kocanın birbirleriyle ve çevreleriyle durmadan yarışmasını anlamıyorum." (syf 36) 6.  "Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür." (syf 77) 7. "Sınıfta tahtaya kalktığım zaman, gene, şiirleri en iyi ben okuyordum; çünkü öğrenmiştim en çok bağıranın en iyi şiir okumuş sayıldığını. Ve öğretmenimin bu zayıf tarafını keşfeden tek akıllı öğrenciydim." (syf 77) 8. “Vazgeçiyorum, bütün insanlığın önünde eğilerek özür diliyorum; beni ...

İnsanın Acısını İnsan Alır - Şükrü Erbaş / Alıntılar

1.  "Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte...İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık." (syf 110) 2. “Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık,yüzün her bulutlandığında. Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep. Sevincini bir barış,bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine.” (syf 7) 3.  "Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu. Gittiği en büyük uzaklık evinden iş...

Güneşi Uyandıralım - José Mauro de Vasconcelos / 25 Alıntı

  Akrabalık sadece kan bağlarıyla değil, yürek ve akıl bağlarıyla da kurulur.  1.  "Arzum gitmek, hiçbir şey düşünmeden gitmek, sözler vermeden gitmekti. Hayat hiç durmadan peş peşe dizilen trenlerden, yollardan, gemilerden ibaretmiş gibi. Derdimi nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Hep daha uzağa gitme arzusu. Ama asla geri dönülmeyecek kadar uzağa. Hep ilerlemek." (syf 249) 2. “Mutluluk olduğu yerdedir, olmasını istediğimiz yerde değil.”  (syf 98) 3. “Senin güneşin hüzünlü Zezé. Yağmur yerine gözyaşlarıyla kuşatılmış bir güneş. Sahip olduğu gücü, yeteneklerini henüz kavrayamamış bir güneş. Senin bütün anlarını henüz güzelleştirememiş bir güneş. Küçük, biraz mızmız bir güneş.” (syf 71) 4.  "Daha da büyük, başka bir güneşten bahsediyorum. Her birimizin yüreğinde doğan güneşten. Umutlarımızin güneşinden. Düşlerimiz uyansın diye göğsümüzde uyandırdığımız güneşten." (syf 71) 5. “Unut Zezé, bir faydası yok. Yavaş yavaş unutacak, unutacaksın, ileride hatırladığında her ş...