Ana içeriğe atla

Bir Yalnız Gezerin Düşleri - Jean-Jacques Rousseau / 24 Alıntı


 1. "Gerçek dertler beni az etkiler; karşılaştığım sorunlarla baş edebilirim, ama korktuklarımla asla. Ürkmüş hayal gücüm onları türlü şekillere sokar, genişletir, büyütür. Beklemek, karşılaşmaktan daha müthiştir; tehdit, darbeden daha kötü."

(sayfa 7)

2. "Kendimi tamamen ruhumla konuşma zevkine bırakayım. O ruh ki, insanların elimden alamayacakları tek şeydir."

(sayfa 9)

3. "Gerçek mutluluğun kaynağının bizde olduğunu, mutlu olmayı bileni bedbaht etmenin insanların elinde olmadığını öğrendim."

(sayfa 14)

4. "Canlılığını kaybeden hayal gücüm, eskisi gibi onu canlandıran konuların görüntüsüyle coşmuyor; düşlerimin coșkusuyla daha az sarhoş oluyorum. Hayal gücümün ürünleri arasında artık yaratıdan çok, hatırlama var. Tatlı bir uyuşukluk bütün yeteneklerimi köreltiyor, yaşama zevki yavaş yavaş yok oluyor. Ruhum, köhne kabuğundan uçmakta zorlanıyor ve hak ettiğimi düşünüp, beklediğim duruma kavuşma ümidi olmasa yalnızca hatıralarımla yaşayacağım."

(sayfa 13)

5. "Öğrene öğrene yaşlanıyorum."

Solon

(sayfa 23)

6. "Mutsuzluk, şüphesiz çok büyük bir öğretmendir, fakat bu öğretmen, derslerini pahalıya ödetir ve faydası da parasına değmez. Ayrıca bu kadar geç alınan derslerden elde edilen kazanımlardan yararlanma zamanı da geçmiş olur. Gençlik, bilgeliği öğrenme, yaşlılık da uygulama zamanıdır. İtiraf ederim ki, tecrübe daima bir şey öğretir; fakat sadece bundan sonra yaşayacağımız zamana faydası vardır. Ölme zamanı gelince, nasıl yaşamak gerektiğini anlamanın ne değeri var?"

(sayfa 23)

7. "İnsanın başkalarını eğitmeye başlamadan önce, kendisi için öğrenmesi gerektiğine inandım."

(sayfa 25)

8. "İnsanların budala fikirlerine ve kısacık ömrün küçücük olaylarına gereğinden fazla önem verdiğimi gördüm."

(sayfa 32)

9. "Sabır, ılımlılık, tevekkül, dürüstlük, tarafsız adalet, insanın beraberinde götürebileceği ve ölümün bile değerini düşürmesinden korkmadan, durmadan zenginleştirebileceği bir servettir."

(sayfa 36)

10. "Ne yazık ki, ruhun en silik oldugu an, bedeni terk etmeye basladığı andır."

(sayfa 65)

11. "İyi aramasını bilsek, sebebini kalbimizde bulamayacağımız, hemen hiçbir istemdışı davranışımız yoktur."

(sayfa 67)

12. "Gördüm ki, bir iyiliği zevkle yapabilmem için, zorlanmadan, serbestçe hareket etmem gerekiyor ve iyi bir işten alacağım tadın yok olması için, onun benim gözümde bir görev olması yetiyor. O andan itibaren, mecburiyetin ağırlığı, en tatlı zevkleri bile bir yük haline getiriyor."

(sayfa 69)

13. "Çıkarabileceğim sonuç, can sıkıntısı, görev ve zorunluluklardan başka bir şey olmayan toplumsal yaşama hiçbir şekilde uygun olmadığımdır ve insanların arasında yaşamayı isteyecek birinin kabul etmesi gereken kurallara boyun eğmenin de bağımsız kişiliğime uygun olmadığıdır."

(sayfa 77)

14. "Özgürlüğün, insanın canının istediğini yapması demek olduğuna asla inanmadım, özgürlük daha çok, yapmak istemediğini yapmamaktır"

(sayfa 77)

15. "Hayatımda herhangi bir eğlenceden hâlâ zevk alabilmem için, öfke uyandıran tüm tutkulardan arınmış bir huya sahip olmam gerekir."

(sayfa 80)

16. "Düş kurmak beni dinlendirir ve eğlendirir; oysa düşünmek beni yorar ve hüzünlendirir."

(sayfa 81)

17. "Acılarımın depreşeceği korkusuyla düşünmeye cesaret edemeden, amaçsızca dağlarda ve ormanlarda dolanıp duruyordum; acı veren konulardan kaçınan hayal gücüm, duygularımı, çevremdeki nesnelerin hafif ve tatlı etkilerine terk ediyordu."

(sayfa 82)

18. "Ağaçlar, çalılıklar, bitkiler yeryüzünün giysisi ve süsüdür. Hiçbir şey, sadece taşların, kumun ve çamurun göründüğü çıplak ve çorak bir kırdan daha hüzünlü değildir."

(sayfa 82)

19. "Yapayalnız bir insan veya onların deyişiyle insanlardan kaçan, insan düşmanı biri oldum, çünkü en korkunç yalnızlık, bana, ihanet ve kinle beslenen kötü bir toplumsal yaşamdan daha tercih edilir göründü."

(sayfa 86)

20. "Kendimi ağaçların altında, yeşilliklerin ortasında bulduğum zaman yeryüzü cennetinde olduğumu hissediyor ve sanki ölümlülerin en mutlusu benmişim gibi büyük bir iç huzuru tadıyorum."

(sayfa 105)

21. "Gerçek ihtiyacın kendisini hissettirdiği noktalar azdır. O noktaları çokmuş gibi gösteren alışkanlık ve hayal gücüdür; bu yüzdendir ki endişeye düşer, kendimizi mutsuz ederiz."

(sayfa 102)

22. "Mutluluk, bu dünyada insan için yaratılmışa benzemeyen sürekli bir durumdur. Yeryüzündeki her şey, hiçbir cismin sabit bir şekil almasına izin vermeyen sürekli bir akış içerisindedir. Etrafımızdaki her şey değişir. Biz de değişiriz ve hiç kimse bugün sevdiğini yarın da seveceğinden emin olamaz. Böylece bu hayat için kurduğumuz tüm mutluluk tasarıları birer hayal olarak kalır."

(sayfa 107)

23. "Gerçek zevkin harcanan parayla ölçülemediği ve sevincin altın liradan çok, değersiz kuruşların dostu olduğu ne kadar doğru."

(sayfa 114)

24. "Ah, henüz kısa pantolon giyen bir çocuğun yüreğinden kopan saf duygularla kısa bir an tekrar ruhum okşansaydı, bazı gözlerde benimle olmanın sevincini ve memnuniyetini yeniden görebilseydim, yüreğimdeki bu kısa, ama tatlı mutluluk anları, yaşadığım felaketleri, uğradığım yıkımları nasıl da unuttururdu..."

(sayfa 111)


Bir Yalnız Gezerin Düşleri - Jean-Jacques Rousseau

Karbon Kitaplar Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Y'ol - Birhan Keskin / 8 Alıntı

1.  "Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. İnsan olmuştum ilk o zaman. Ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan." (syf 21) 2. "Beyhude insanın yuva arayışı ama yine de yuva arar insan.” (syf 28) 3. "Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine." (syf 33) 4. "Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin. Titreme daha fazla kalbim." (syf 35) 5. "Ben seninle sevgilim Mutsuz ama bahtiyardım." (syf 38) 6. "Oysa her aşık önce kendine sonra yanındakine cellat." (syf 49) 7. "Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir." (syf 53) 8. "Ben bu çıldırmış vaktin, ben bu yılan zamanın Paramparça edilmiş şairiyim." (syf 53)

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...

Şiir/ Soneler I - Metin Altıok

"Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman; Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı, Dışarda rüzgâr acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum hüzünlü anneleri, Çarşıda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka; Bir şey yok paylaşacak acıdan başka."