Ana içeriğe atla

Çocuksun Sen - Ahmet Telli / 37 Alıntı



 1. "Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri."

(syf 38)

2. "Tenhaydı düşlerim, geceydi, çıkıp geldim işte
Su ve ateş bir de gülünç yalnızlığım var sana Getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller."

(syf 13)

3. "Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum."

(syf 17),

4. "Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın."

(syf 17)

5. "Beklemesini bilmiyor acalesi olan ve nedense
Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok."

(syf 18)

6. "Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten."

(syf 19)

7. "Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi."

(syf 20)

8. "Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak."

(syf 21)

9. "Şairler vurulmalıdır, hayat yakışmıyor onlara."

(syf 21)

10. "Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu 
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor  Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde."

(syf 25)

11. "Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada 
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık."

(syf 26)

12. "Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi 
Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık."

(syf 26)

13. "Buğulanan camlara usulca 
Yüzünü çiziyorum ki yüzün  Bir yağmur damlası olup  Düşüyor yapraklarına gülün."

(syf 28)

14. "Aşksa yürümek gibi bir şey 
Duyabilmek kuşların gelişini."

(syf 29)

15. "Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de Özletiyor bu çılgın sağanak seni Sırılsıklam özletiyor biliyor musun."

(syf 30)

16. "Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa 
Bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde."

(syf 31)

17. "Şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine 
Yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan."

(syf 32)

18. "Özlediğimiz birileri olmalı diyordun 
Yanındayken bile özlediğimiz birileri."

(syf 33)

19. "Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu."

(syf 34)

20. "Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum,"

(syf 34)

21. "Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı  Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle."

(syf 37)

22. "Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna."

(syf 38)

23. "Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan."

(syf 38)

24. "Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı."

(syf 39)

25. "Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim Düz yolda yürümenin imlâsını Kanayan dizlerime bakıp da Ağlamayı öğrenemediğim gibi."

(syf 43)

26. "Tersine akan bir ırmaktım
Sözün şaşkın serinliğinde Kendi deltasında boğulandım."

(syf 51)

27. "Tüm yalnızlıkları mümkün kılan birileri olmalı
Yada kalbini kederle onaran bir göçebe Özlemek ozaman bir çığlık olabilir belki, bir çığlık."

(syf 54)

28. "Ödünç sevinçlerden bize kalan
Sonsuz grilikler oluyor yalnız Ve bir çocuğun hüznüne kazınıyor, Gülüşlerimizin paramparçalığı Sesimin sislenmesi bundandır."

(syf 55)

29. "Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum."

(syf 57)

30. "Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim"

(syf 58)

31. "Ömrüm diyorum şimdi ömrüm
Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız Öyle kal çünkü bu dünyada Sana en çok mutsuzluk yakışıyor."

(syf 59)

32. "Yüreğim diyorum, kekeme
Alıngan, serseri yüreğim Sen nerden bilebilirsin Bir şiirin nasıl yazıldığını."

(syf 70)

33. "Yoruldum yoruldum yoruldum
Gereklilik kipinde yaşamaktan."

(syf 73)

34. "Söz / de sararır biterken bir aşk."

(syf 77)

35. "Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti."

(syf 88)

36. "Evren yalnızlıktan da küçükmüş
Düşlermiş asıl sonsuz olan."

(syf 94)

37. "Evren Küçük bir okyanusmuş meğer Kıyısında yelkenliler batan."

(syf 98)



Çocuksun Sen - Ahmet Telli

Everest Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...