Ana içeriğe atla

Van Gogh Yüz Yıl Sonra - Ferit Edgü / 21 Alıntı

  


1. "İmkansız, imkansız" diye söylenir. Bir köylü duymuştur kendi kendisiyle konuşan bu garip ressamın son sözcüklerini. Nedir imkansız olan? Yaşam mı? Resim mi? Yoksa ikisi birden mi?

(syf 11)

2. Nasıl olup da, birileri, hiç değilse yazarlar, şairler, bu resimlere ilgi göstermemiştir Resmini satmak, sergi açmak, üne kavuşmak değildir derdi.
Anlaşılmaktır. Kendinden duyduğu kuşkuyu dengeleyecek, ona güven erecek bir ilgi. Yalnızca bu.

(syf 12)

3. "Hiçbir zaman, hiçbir şeyi başaramayacağım."
Ama gene de devam eder. Ressam olmaya karar verdikten sonra, yalnızca resim yapacaktır. Oysa, karar çoktan verilmiştir. Tüm başarısızlığı, bu içinde patlamayı bekleyen ressamlığından kaynaklanıyordur da, ne o, ne başkası biliyordur.

(syf 12)

4. Daha sonraları kardeşi Theo'ya şöyle yazacaktır:
"Işığı ve özgürlüğü ara ve pek fazla batma bu dünyanın çamuruna." Ama dünyanın çamuruna batmadan, nasıl bulacaksın ışığı? Bulduğun ışık, gerçekten aradığın ışık mıdır? Hem bulsan bile, bu ışıkla neyi aydınlatacaksın? Tüm bu soruların yanıtı, kendisini, tümüyle resme verdiğinde gelecektir. Çünkü özgürlük de, kurtarıcı ışık da yaratıcılıktadır, resimdedir. Dünyanın çamuruna bulaşmamanın tek yoludur yaratmak.

(syf 14)

5. "Her dehâda, unutmayın ki, biraz da alçakgönüllülük yatar."

(syf 17)"

6. "Ama her şey ne kadar karanlıktır.Karanlığın içindeki ışığı arayandır sanatçı. Yaşamın içindeki gerçeği bulup çıkarandır. Gözler önüne serendir."

(syf 23)

7. "Hiç kuşkusuz, dünya herkes için aynı hızla dönmüyor. Düşüncesi, sezgisi, fırçasından, kaleminden önce koşanlar da var. Onların yakalayabildiklerini görüp okuyabiliyoruz. Dünyamızı değiştiren onlar.Yinelemeyenler, yenileyenler onlar. Bu nedenle anlaşılmaları için belli bir sürenin geçmesi gerekiyordu."

(syf 27)

8.Van Gogh da, küçük adı Vincent (Hollandaca Zafer demek)`dan yola çıkarak bir gün şöyle yazar bir mektubunda: "Kimi zaman yenilgiye uğramış olmak, zafer kazanmaktan daha önemlidir." Adı Zafer olan ve tüm yaşamı yenilgilerle geçmiş bir insan."

(syf 32)

9. "İnsanların da gözü açılır.Bugünün hiçbir şey görmeyenleri, yarın her şeyi, hemen hemen her şeyi görebilirler."

(syf 33 )

10. "Dilinden, resminden anlamayan insanların arasında Paris' te yasamak yerine, dilinden anladığı bağların, bahçelerin, çiçeklerin, ağaçların arasında olmayı seçmiştir."

(syf 34)

11. "İmkânsız olan, hem dünyadan,hem kendinden aynı anda uzaklaşmaktır."

(syf 48)

12. "Gece - Yalnızların korunağı.Gece- Renklerin öldüğü Gece - Uvku ve düs. Gece - Uvkusuzluk. Gece-Korku ve ölüm."

(syf 49)

13. "Varolmanın bunaltısı.
Varolamamanın bunaltısı. Ressam olmanın bunaltısı. Ressam olamamanın bunaltısı Bir şeyler gerçekleştirmek istemenin bunaltısı Bir şeyler gerçekleştirmenin bunaltısı."

(syf 50)

14. "Ve düşlediklerini hiçbir zaman gerçekleştirememenin bunalımı."

(syf 34)

15. "Öylesi bir yaratıcılık, doğurganlık içindedir ki doğmuş çocukları değil, doğurmakta olduğu ve yarın doğuracağı yapıtlardır onu ilgilendiren. Ona acı çektiren. Onu coşturan. Onu konuşturan."

(syf 55)

16. "Gecenin renklerini görmüştür o.Oysa, herkes bilir ki gecede ışık olmadığına göre, renk de yoktur. Ama iç-ışık varsa, gecenin de rengi vardır. Geceleri derinliğine yaşayanlar ve görenler için."

(syf 58)

17. "Resimde, der, beni yaşamdan koparıp alacak yolu arıyorum yalnızca."

(syf 62)

18. "Bir mektubunda şöyle der'Yeşil renkte, insanların korkunç tutkularını dile getirmeye çalıştım.' Kırmızılarla da, belki başkaldırılarını. Buğday sarılarıyla (en sevdiği ve en çok kullandığı renk) belki sanrılarını. Ya da içinde yanan ateşi. Ya da o ateşin küllerini."

(syf 62)

19. "Yaşamın sonlarına doğru, 'Kendini öldürmeye kalkmışama suyun çok soğuk olduğunu görünce, var gücüyle kıyıya dönmeye çalışan bir adam gibiyim' diye yazar.

(syf 87)

20. "Bugün bu resimlerin önündeki bizleri ilgilendiren, kargalar,buğday tarlaları, krizantemler, ayçiçekleri ya da postallar değil, Van Gogh'un kargaları Van Gogh'un buğday tarlası Van Gogh'un çiçekleri Van Gogh'un postallarıdır daha önce hiç görmediğimiz daha önce görüp de algılayamadığımız daha önce, içimize bir bıçak gibi saplanmamılş yalnızlığımızı, varoluşumuzu bunaltımızı, umutsuzluğumuzu, bir arada görmediğimiz yaşamı ve olümü... bu resimlerdir bize duyuran."

(syf 81)

21. "İşte böyle gerçek olan şu ki yalnızca resimlerimizi konuşturabiliriz!" (Theo'ya son mektubu)

(syf 93)

Van Gogh Yüz Yıl Sonra - Ferit Edgü

Everest Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami / 13 Alıntı

1. "Gökyüzünde asılı duran kara bulutlara baktım ve o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. Uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları ,bir daha geri gelmeyecek hisleri." (syf 9) 2. "Ölüm, yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır." (syf 38) 3. "Çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum. Ama değerli vaktimi de zamanın vaftiz etmediği eserleri okuyarak ziyan etmek istemem. Hayat yeterince kısa." (syf 45) 4. "Rüzgar biraz yön değiştirse, haykırışları fısıltıya dönüşüyordu." (syf 67) 5. "Yalnızlığı kimse o kadar sevmez. Sadece arkadaş edinmek için çaba harcamıyorum. Sonu hayal kırıklığı oluyor." (syf 72) 6. "Sezgilerim oldukça iyidir. Ama mantıklı düşünme konusunda umutsuz vakayım." (syf 93) 7. "Kalbini açabilen insanlar var, bir de açamayanlar. Siz açabilenlerdensiniz. Ya da daha doğru deyişle, istediğinizde bunu yapabiliyorsunuz.'' ''Peki insanlar kal...

Şükrü Erbaş - Hüzünle Seviniyorum

                      Lovers - Emile Friant    Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları... 1983 yılında, kendi içimden çıkarıp dünyanın ortasına bıraktığım; kendimi, bir başkasıymış gibi kendime anlattığım; yalnızlığımı, yine kendi yalnızlığımla ete kemiğe büründürdüğüm bir varoluş acısıdır. Uçsuz bucaksız bir kalabalığın sokaklardan evlere değil de canımdan sokaklara çekildiği bir büyük şehir korkusudur, kederidir, üşümesidir. İki çocuğun işıklara, insanlara ve rüyalara inandığı zamanların umududur, güzelliğidir, yakarışıdır. Gencecik bir kadının, uzak yalnız soğuk yoksul yabancı bir şehri, yüreğinin o büyülü beşiğinde sallaya sallaya anne olduğu bir hayatın iç sesidir, onurudur, çırpınışıdır. Kanı içine akan yaralı bir hayvan gibi bütün bir ülkenin kendi üstüne kapandığı, darağaçlarında boğulduğu, ağzını kuyulara vererek ağladığı zamanların dip sesidir, uğultusudur, yaşama çığlığıdır. İçimizde kaybolan bütün kadınlara ...

Gönül Yorgunluğu - Şükrü Erbaş

The Lovers - John Atkinson Grimshaw    Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmiyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapılarin önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarindan soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.    Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında bir boyalı söz... bir kırıc...